
Öncelikle mekân belirleyici. Şık bir akşam yemeği planlıyorsanız klasik ve zamansız parçalardan şaşmamak her zaman kurtarıcıdır. Küçük siyah elbise hâlâ güçlü bir seçenek. Bu noktada ilhamını yıllar önce Audrey Hepburn’ün zarif stilinden alan sade ama etkili bir görünüm tercih edilebilir. İnce bir topuklu ayakkabı, minimal takılar ve net bir makyaj… Abartıya kaçmadan dikkat çekmek mümkün.
Daha rahat bir akşam planı varsa – örneğin tatlı bir kafede buluşma ya da sinema – kombin de daha yumuşak olmalı. Jean pantolon, şık bir bluz ve blazer ceket üçlüsü hem zahmetsiz hem de özenli bir hava verir. Renk seçiminde kırmızı ve bordo gibi Sevgililer Günü’nün klasik tonları güçlü bir mesaj verirken, pudra ve pastel tonlar daha romantik bir etki yaratır.
Erkekler için ise işin sırrı detaylarda gizli. Temiz bir gömlek, iyi kesimli bir pantolon ve mevsime uygun bir ceket çoğu zaman yeterli. Spor-şık bir görünüm için sneaker tercih edilebilir; ancak daha özel bir akşamda klasik ayakkabı her zaman bir adım öne çıkar. Parfüm seçimi de en az kombin kadar önemli; çünkü stil sadece görünen değil, hissedilendir.

Bence Sevgililer Günü kombininde en önemli kural şu: Kendi stilinizden uzaklaşmayın. Sırf o güne özel diye sizi yansıtmayan parçalar seçmek yerine, dolabınızdaki favori parçaları küçük dokunuşlarla romantik bir havaya büründürün. Unutmayın, en şık kombin özgüvenle taşınandır.
Sonuç olarak, 14 Şubat’ta mesele kırmızı giymek ya da kalp desenleri kullanmak değil; o anın ruhuna ve kendinize yakışanı seçmek. Çünkü stil, karşınızdakine verdiğiniz değerin sessiz ama güçlü bir ifadesidir. Gözde İşbilir








